şiirlerde babam

bu şiirler yas değil...bu şiirler ağıt değil...bu şiirler cennete gönderdiğim mektuplardan başka bir şey değil...

anasayfa

önsöz

seçme şiirler

ingilizce şiirler

kardeşimden

fotoğraflar

linkler

korhan

e-mail

çarşı pazar

uzak diyarlar

dön ölümden

boşver dedim ya

armağan

bilmiyor

yıl dönümü

sen istersen

garip mevsim

yaprak

Ali Ogan Karakaya

o sabah (dayıma)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu 12 şiir, Arkın Kitabevi tarafından basılmış olan Ali Korhan Karakaya'nın  "Şiirlerde Babam" isimli kitabından seçilmiştir.

ALİ OGAN KARAKAYA

 

1945’in 1 Şubat’ıydı o gün...

Kim bilir ne kadar soğuktu Dinar,

Kim kaldı hatırlayacak bugün...

Sanki dışardaki kara kışa nispet

Doğdu Karakaya’lara nurtopu gibi bir kısmet...

 

Çocukluk yıllarının

Haşarı ve neşeli geçtiğini söylerdi hep

Ta ki ilkokul bitene dek

Orta mektepte başladı gurbet

İzmir Buca’ya okumaya giderek

 

Daha sonra hep yadellerdeydi, ana kucağına hasret

Bir ara yoruldu, okumayı bırakıp çiftçiliğe soyundu

Çok geçmemişti, doğru yolu seçti, okumaya devam etti

 

Denizli ve Isparta, lise hayatına vurulan damga...

Beş sene de olsa, bu güzel günler kısa geldi O’na

Lisenin ardından esen o deli rüzgar

Alıp götürdü O’nu İstanbul’a apar topar

Hukuk’tu  en büyük ideali, ama yarıda kaldı ne yazık ki...

 

Ankara’daki turizm işi...

Isınamamıştı besbelli

Yine gelmişti İstanbul’a dönme vakti

 

Artık para kazanmalıydı, ama okumak da lazımdı

O da zaten öyle yaptı

Hem okudu, hem kazandı

İktisat bölümü diplomasını evlendikten sonra aldı

Kendi tabiriyle hayatına doğan güneş

Benim annemdi tabi beklediği sıcacık eş

 

İş hayatındaki başarılar, sevindirdi en az

Yaptığı rahat askerlik kadar

 

Yıllar akıp geçtikçe

Kendi kabuğuna çekildi sebepsizce

Bizim için yaşıyordu sanki sadece,

Almazdı kendine bir iğne canı çekse bile

 

Önceleri balık tutmaktı en büyük hastalığı

Fakat değişmedi hiçbir şeye, sevgilisi bulmacayı

 

Güçlü kalem tekniğiyle yazdığı onlarca şiirinde

Dile getirdi duygularını en sade biçimiyle

 

Hayat boyu sevdi, sevildi; güldü, güldürdü

Ama en sonunda herkesleri çok üzdü

 

13 Şubat 1997, sahneden inme zamanıydı belki

 Aslında yeni gelmişti oyunun en güzel bölümleri

Acı haberi alan herkes yeislere boğuldu

Bu kez Karakaya’ların evi hüzünle doldu

Bir zamanlar gurbet saydığı İstanbul

Şimdi O’nun ebedi istirahatgahı oldu...